ÇEVREMİZ

Çamlıhemşin

Çamlıhemşin, Kaçkar Dağları’nın 3000 metreyi bulan zirvelerinden koşa koşa, coşa coşa, köpürerek denize ulaşmaya çalışan üç derenin beslediği Fırtına Deresi vadisinde yer alır. Denize kıyısı yoktur ama derelerin doğum yerlerine doğru kat kat dizilmiş yaylaları, krater gölleri ve dumanlı zirveleriyle gökyüzüne uzanır. Otelimiz Fırtına Deresi'nin hemen kıyısındadır. Çağlayarak akarken sesi akşam ninni olur uyutur, sabah enerji verir, o öyle köpük köpük akarken odanızda duramazsınız. Taşmektep Otel ilçe merkezine 10 dakikalık mesafededir. Fırtınayı izleyerek yapacağınız kısa bir yürüyüşle dere boyunca sıralanmış küçük lokantaları, her türlü ihtiyacınızı karşılayacak dükkânları olan ve köylerinden alışverişe, bankalara, resmi dairelerdeki işlerine inen yerel halkla iç içe olacağınız merkezdesiniz. Yerel esnaftan nakışlı yün çorapları, Rize’ye özel dokumadan peştamallar, oda takımları, “şar” denilen başörtüleri, lifler, tahta kaşık ve sepetler, tereyağı, peynir, bal, mısır ekmeği gibi yöresel ürünleri seçe seçe alabilirsiniz. Otelimizin önü dere; arkası, sağı ve solu ağaç ve çay bahçeleriyle kaplıdır.

Fırtına Vadisi

Fırtına Vadisi, Fırtına Deresi ve onu besleyen üç büyük derenin kaynaklandığı Kaçkar Dağları’nın kuzey yamaçlarına kadar uzanan bir havzayı kapsar. Bu vadi birçok endemik bitki türüyle de çok özel bir coğrafyadır. 1990 yılında Fırtına Deresi üzerinde yapılması planlanan büyük bir HES projesi yerel halkın tepkisi ve yargı yoluyla durdurulmuştur; ancak son yıllarda yeniden küçük ölçekte ve çok sayıda HES ihaleleri yapıldığı bilinmektedir. HES’lere karşı çıkılmasının çeşitli sebepleri vardır. Öncelikle HES inşaatlarında malzeme, akarsu yatağından alınır ve böylece yatağın doğal yapısı bozulur. Suyun büyük bir kısmı borulara hapsedildiği için hem derenin kıyısındaki bitki örtüsü hem de dere suyunda hayat bulan canlıların çoğu ortadan kaybolur. Fırtına Deresi üzerinde yapılabilecek HES’lerin orijinal kırmızı benekli alabalık neslini tüketmesi de kaçınılmaz olur. Son olarak, suyun uygun besini yeraltı suları ile toprağa taşımaması tarım verimliliğini de düşüren bir başka olumsuzluktur. (bkz.: http://www.karasaban.net/turkiyede-hidroelektrik-santraller-ve-tarimciftci-sen)

Bu ve benzer nedenlerle Fırtına Havzası, doğal sit alanıdır ve hidroelektrik santraller ile çeşitli başka yapılaşma tehdidine karşı WWF (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) tarafından acilen korunması gereken yerler listesine alınmıştır.

Kırmızı benekli alabalık ve somon balığı türüne yakın, ancak özgün bir tür olan Karadeniz alalarının yumurtlamak için çıktığı Fırtına Deresi, üzerindeki tarihi taş kemer köprüleriyle de ün salmıştır. En eskisi olan 1696 tarihli Şenyuva Köprüsü’yle birlikte, tüm köprüler yöreye ayrı bir güzellik katmaktadır. Kemer köprülerin büyük bir kısmı, mühendislikleriyle ünlü Roma döneminden kalmıştır. Rize’deki toplam 70 taş köprüden 20 metre yüksekliği ve 40 metrelik uzunluğuyla Şenyuva Köprüsü, film ve TV yapımcılarının da dikkatini çekmiş, son dönemde “Sevdaluk “ adlı dizinin en güzel görüntülerine sahne olmuştur. Taş işçiliğinin özellikleriyle bu köprülerin, sel ve taşkınlara asırlardır dayanıyor olması hala geçmişten öğreneceğimiz çok şey olduğu düşüncesini uyandırmaktadır.

Fırtına Deresi’nin suyunun akış hızı, adrenalin tutkunlarının sevdiği bir spor olan raftinge uygundur. Toplamda 56 km uzunluğundaki derenin, Çamlıhemşin’den itibaren son 23 km’lik kısmı bu aktivitenin gerçekleştirilebileceği tesislere ayrılmıştır. Ayrıca derenin 15 metre üzerinden, dar bir vadinin iki yamacı arasında çelik halatlarla kayabileceğiniz ”Zipline“ sporunun bir benzeri burada deneyimlenebilir. Dünyada, vadiler arası ulaşımın genellikle büyük teleferik vagonlarıyla yapılması, Çamlıhemşinli yerel bir ustaya da ilham vermiştir. Yerel mucidimizin çelik halatla taşıttığı 2 kişilik vagonla karşı yamaca geçip, muhteşem manzaralı bir ahşap terasta bir fincan kahve içmek Taşmektep tatiline güzel bir anı daha katabilir.

Otelimizin bulunduğu yol üzerinden yukarıya çıkmaya devam ettiğinizde varacağınız Zilkale, alt ucu Fırtına Deresi’ne ulaşan dört katlı muhteşem manzaralı bir kaledir. Kalenin esas adı “Aşağı Kale” anlamına gelen “Zir Kale”dir ama zaman içinde “Zil Kale”ye dönüşmüştür. Bu konuda kesin bir delil yoksa da 13. Yy.da Bizans döneminde Trabzon ve çevresini 200 yıldan fazla yönettiği söylenen Komnenos Hanedanlığı döneminde yapıldığı düşünülmektedir. Vaktiyle İpek Yolu üzerinde bulunan ve Osmanlı’nın askeri amaçlarla kullandığı düşünülen kalenin yakın zamanda yapılan yenileme çalışmalarının özgün çehresine uyumu ile ilgili tartışmalar halen sürmektedir. Kalenin dere seviyesinden 100 metre üstündeki burçları, kulesi ve heybetli silueti, her şeye rağmen, yanı başındaki kafede oturup, sislerin ve bulutların içinde bir güzelliği seyre dalmak için yeterlidir.

Kaçkar Dağları Milli Parkı

Dünyanın en önemli 25 ekolojik bölgesinden biri olarak kabul edilen Kaçkar Dağları, doğal zenginlikleri ile ziyaretçilerini büyüleyen pek çok dere, orman ve yaylayı barındırmaktadır. Bölge, rafting dışında, kanoyla gezme, yamaç paraşütü, dağcılık, trekking, dağ bisikleti, sportif olta balıkçılığı, foto-safari ve piknik gibi etkinlikler için elverişlidir. Ayrıca yılın belirli zamanlarında çeşitli müzik ve kamp festivalleri düzenlenmektedir. Ayder’de her yıl yapılan boğa güreşi festivali de yerel halkın rağbet ettiği bir başka geleneksel etkinliktir.

Yaylalar ve Yaylacılık

“Yaylacılık”, yani kışın ahırlarda beslenen büyük ve küçükbaş hayvanları erken yazdan sonbahara kadar önce alt, daha sonra daha yüksek, sonbaharda yine alt yaylalarda otlatmak geleneği artık tarihe karışmaktadır. Eskiden yaylaya çıkış ve köye dönüş “göç” (köç) zamanı, yöre halkının hayvanlarını önüne katıp, yazlık için gereksinimlerini katırlara yükleyip, molalarda tulum eşliğinde türkü söyleyip horon oynayarak kutladığı, ekmek parası ya da okumak için gurbete gidenlerin hasret gidermek için dört gözle beklediği, çok önemli şenliklerdi. Yaylada kalan “yaylacılar”, tereyağı, peynir üretip depolarken, köyde kalanlar da insan ve hayvanlar için kış hazırlıklarını yaparlardı. Eylül sonu-Ekim ayı başlangıcında, “göç kovan” veya “vargit” denilen çiğdemlerin açmasıyla birlikte, artık soğukların geleceği anlaşılarak yaylalardan dönülürdü. Günümüzde “Köç” etkinliği şenlik olarak sürse de köylünün yaşam biçimindeki değişiklikler sonucu hayvancılık yok olma durumuna gelmiştir.


En tanınmışı ve çok yapılaşmış olmasına rağmen hâlâ çok güzel olan Ayder başta olmak üzere Pokut, Hazindak, Çat, Elevit, Palovit ve Samistal yaylaları Taşmektep tatilinize binbir renk katacaktır. Hepsine 4X4 arazi arabalarıyla ve/veya turlar ve rehberler eşliğinde yerel firmalarla 13 saatte ulaşılabilir. Ayrıca özel rehberlerle eski patika yollardan yürüyerek ve dilerseniz kamp yaparak, yorulduğunuz anlarda ağaç kovuklarına taş atıp, deşarj olarak bir zamanların “köç” ruhunu yaşayabilir, birçok yayla evinde yerel lezzetleri tadabilirsiniz.

Ayder Yaylası: Ayder Yaylası’na, Çamlıhemşin merkezden dolmuşlarla ulaşılabilir. Otelimize yaklaşık 20 dk. uzaklıktaki Ayder’de, sizi eşsiz manzaralar eşliğinde yerel lezzetleri sunan birçok lokanta, kafe ile romatizma ve cilt hastalıkları gibi rahatsızlıklara iyi gelmesiyle ünlü Ayder Kaplıcası ve bu kaplıcadan faydalanabileceğiniz tesisler karşılar.


Pokut Yaylası: Çamlıhemşin’den 1 saat uzaklıktadır. Ulaşımı zahmetli olsa da, gezginler tarafından en beğenilen yaylaların başında gelmektedir. Rakımı 2050 metre olan Pokut yaylasında 100-150 yıllık geçmişe sahip eski evler, özgün mimari dokularını korumaktadır. Yontma taşlardan, içinde ahır bulunan zemin kısım ve onun üzerinde tek kat ahşap yapısı ile geleneksel mimari tarzına sahip bu evlerde mutfakla birleşik “hayat” denilen oturma odası, “hayat”a açılan 2-3 oda ve “maran” denilen yiyecek ambarı odasından oluşan küçük fakat son derece fonksiyonel bir iç tasarım mevcuttur. Toplam 50 civarında olan yayla evlerinin bir kısmı eskilerine benzer görüntüde renove edilmiş, bir kısım evin sahibi pansiyonculuğa başlamıştır.


Hazindak (Hazindağ) Yaylası: Rakımı 2010 metre civarında olan Hazindağ yaylasına, araba ile Taşmektep’ten 2 saat sonra, yaya olarak ise, Pokut Yaylası’ndan sonra patika yolla yine 2 saat sonra ulaşılır. Hazindak Yaylası, yakın gelecekte kayak merkezi olma yolunda yeni bir turizm açılımına hazırlanmaktadır.


Çat Yaylası: Zilkale yolunun devamında ve yukarısında kalan, rakımı 1200 metre olan Çat Yaylası, Çamlıhemşin merkeze yaklaşık 1,5-2 saat uzaklıktadır. Çat Köyü’ne, zorlu yükseklere çıkmadan, dere boyu yumuşak iniş-çıkışlarla yeşillikler arasında yol alarak, yeme-içme yerlerinde dura kalka ilerleyerek varmak başlı başına dolu dolu geçecek bir gezi günüdür.


Elevit Yaylası: Çat Yaylası’ndan sonra çok zaman geçirmeden varılan Elevit Yaylası Çamlıhemşin’e yaklaşık 2-2,5 saat uzaklıktadır. Rakımı 1800 metre olan bu yaylada, ırmak üstündeki minik köprüde köpüren sulara bakarak uzanmak ya da kır kahvesinde oturup bir kahve içmek, evleri, doğallığı seyre dalmak hoş bir gezi anısı olacaktır.


Palovit Yaylası ve Palovit Şelalesi: Palovit Yaylası’na Zilkale yolunun devamında Çat ve Elevit Yaylası’ndan sonra ulaşılmaktadır. Çamlıhemşin ilçe merkezine 80 km mesafede ve 2420 metre yüksekliktedir. Tirovit Yaylası aşıldıktan sonra varılan Palovit Yaylası üzerinden Samistal, Kavrun, Ayder yaylalarına geçiş yapılabilmektedir. Buranın aşağısında Amlakit yukarısında ise Haçivanak yaylaları bulunmaktadır. Palovit Şelalesi ise, yaylaya giden yoldan farklı olarak, Zilkale’yi geçtikten sonra, sol taraftan yukarı araba ile 10-15 dakikalık bir mesafede başlayan 15 m. yüksekliğinde yakın geçmişte bulunmuş Kaçkar’ın tabiat güzelliklerinden biridir. Şelale, suyun düştüğü kuytu ve soğuk alana has hayvanları (fauna) ve bitkileri (flora) ile uzmanlar için önemli bir ekolojik bölge oluşturmaktadır.


Samistal Yaylası: Pokut ve Palovit yaylalarının biraz daha ilerisinde kalan bu yayla, 2630 metredir. Yaylada bulunan evlerin inşasında kullanılan taşlar sal şeklinde büyük kütleler halinde olup, en az yüzyıllık mazisi olan yayla evlerinin tavanları alçaktır ve cepheleri tamamen kesme taştan yapılmıştır. Samistal yaylası, Pokut yaylasından farklı olarak ağaçsız fakat çok hoş bir iklime sahiptir. Karadeniz yaylaları, genellikle kapalı, sıkça puslu iken, Samistal’ı açık ve aydınlık görmemek neredeyse imkânsızdır. Hazindağ’dan, Yukarı Kavrun Yaylası’ndan yaya olarak ulaşılabilen Samistal, etrafını çeviren dağların ve yaylaların ortasında, bir tarafında Kaçkar zirveleri ve Kavrun Yaylası diğer tarafında Apevanak Yaylası, geçitler, aşıtlar ile farklı bir güzelliğe sahiptir.



Kaynakça:
http://www.hurriyetdailynews.com/turkeys-nine-environmental-hotspots.aspx?pageID=238&nID=69042&NewsCatID=340
http://bianet.org/biamag/diger/132093-zil-kalesi-ne-yapilanlari-herkes-gormeli
http://www.kackar53.com/turizm/tarihi-kale-zilkale-h1007.html
http://www.pazar53.com/zil-kaleye-her-gecen-gun-ilgi-artiyor-24016h.htm
http://www.gezenanne.com/2015/05/firtina-deresi-camlihemsin-rize.html
https://tr.wikipedia.org/wiki/Pokut_Yaylas%C4%B1
http://web.archive.org/web/20150813223927/http://dogaegitimi.net/kackar.html
http://gezmeninsonuyok.blogspot.com.tr/search/label/Rize-%C3%87at%20Yaylas%C4%B1
https://tr.wikipedia.org/wiki/Samistal_Yaylas%C4%B1

 

 

 

ÇAMLIHEMŞİN
TAŞMEKTEP OTEL

Şehir otelleri konforunu tamamen köy ortamında sıcak ve doğal bir atmosfer içinde sunan Taşmektep, kendisini evinde gibi hissetmek ve yeni yerler keşfetmek isteyen gezginler için isabetli bir seçimdir. Otel, 15 Ağustos 2013'ten beri hizmet vermekte ve her yıl yaz aylarında faaliyet göstermektedir.

İLETİŞİM

Halil Şişman Caddesi Çamlıhemşin/Rize/Türkiye Tel:(+90)464 651 7010 E-Posta:info@camlihemsintasmektep.com
© 2017 - Çamlıhemşin Taşmektep